İstanbul Uçak Bileti

Yeni Uçuş Ara
KALKIŞ
VARIŞ
GİDİŞ TARİHİ
DÖNÜŞ TARİHİ
YOLCU SAYISI - SINIF

Yetişkin
12+ Yaş

- +

Çocuk
2-12 Yaş

- +

Bebek
0-2 Yaş

- +

NEREDEN

Havalimanı, şehir veya kod giriniz

Yakınımdaki Havalimanını Bul

Yakındaki Havalimanları

Yakındaki havalimanları aranıyor...

    Geçmiş Aramalar

    • Herhangi bir kayıt bulunamadı

    NEREYE

    Havalimanı, şehir veya kod giriniz

    Yakınımdaki Havalimanını Bul

    Yakındaki Havalimanları

    Yakındaki havalimanları aranıyor...

      Geçmiş Aramalar

      • Herhangi bir kayıt bulunamadı

      İSTANBUL

      Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan İstanbul, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli şehirleri arasında yer alır. Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan şehir, aynı zamanda Doğu ve Batı kültürünü en güzel şekilde sentezleyen eşsiz bir metropoldür. Roma döneminden Osmanlı’ya hem dini hem de jeopolitik açıdan büyük önem taşımış olan tarihi başkent, bir çağın kapandığı ve diğer çağın başladığı bir mihenk taşı olmuştur.

      Boğazın kenarında çayınızı yudumlayabilir, tarihi yarımadanın sokaklarında kaybolabilir veya şaşaalı gece hayatının rüzgarına kapılıp gidebilirsiniz. Farklı kültüre sahip insanları, büyüleyici güzellikteki eserleri ve modern dünyanın geleneksel tarzla buluştuğu ender yerlerden birisi…

      Eski Yunanca’da ‘şehre doğru’ anlamına gelen ‘eis ten polin’ kelimesinden evrilen İstanbul, önemli yapıları ve doğal güzellikleriyle mutlaka gezip görmeniz gereken yerler sıralamasında ilk sırada geliyor.

      Bu yazımızda ‘Yedi Tepeli Şehir’ İstanbul’un çarpıcı, modern ama geleneksel yaşantısını anlatmaya çalışacağız.

      İSTANBUL’A NASIL GİDİLİR?

      Sınırları içerisindeki Türkiye’nin en büyük iki havalimanını bulunduran İstanbul’a, tüm havalimanlarından günün farklı saatlerinde uçuş bulmak mümkündür. Dünyanın dört bir tarafından karşılıklı uçuşların düzenlendiği havalimanları, yıl boyunca yerli ve yabancı milyonlarca turisti ağırlar.

      Şehrin iki farklı ucunda yer alan havalimanlarından şehir merkezine yaklaşık 30 ila 45 dakika arası bir yolculukla ulaşabilirsiniz. Havalimanı otobüsleri ve taksilerin yanı sıra Atatürk Havalimanı’nda metro imkanı da bulunmaktadır.

      Şehir içi ulaşımı oldukça gelişmiştir. Son yıllarda artan metro seferleri ile şehrin farklı noktalarına trafiğe takılmadan seyahat edebilmek mümkün. Metro ile tramvay gibi raylı sistem dışında otobüs, minibüs veya vapurla istediğiniz her yere rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

      İSTANBUL’DA NEREDE KALINIR?

      İstanbul’da konaklama için sayısız alternatif yer almaktadır. Her bütçeye uygun imkan sunan şehir, boğaz kenarında lüks otellerden küçük odalı pansiyonlara kadar çok büyük bir yelpaze sunar. Hemen hemen her semtte konaklama için seçenek bulunmaktadır.

      Daha merkezi konumda yer alan Beşiktaş, Taksim ve Kadıköy, ulaşım açısından en uygun bölgelerdir.

      İSTANBUL’DA GEZİLECEK YERLER

      İstanbul’un çoğu önemli tarihi eserini bünyesinde barındıran Tarihi Yarımada, şehri gezmek isteyenlerin ilk adresidir. 

      İstanbul’un ünlü yedi tepesinden birisinin üstüne konuşlanan Topkapı Sarayı, 15. yüzyılda Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilerek 400 yılı aşkın bir süre Osmanlı padişahlarına ev sahipliği yapmıştır. Bir yanında boğaz diğer yanında Haliç olmak üzere mükemmel bir manzaraya sahip olan saray, günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. 

      Sarayın etekleri altında uzanan Gülhane Parkı, şehrin tüm keşmekeşinden izole bir halde Sarayburnu sırtlarında yer almaktadır. Her daim, binlerce çiçekle süslenmiş yürüyüş yolları ve buram buram tarih kokan havasıyla turistlerin büyük ilgisini çeker. Parkın içinde bulunan, 3. yüzyıldan kalma Gotlar Sütunu ve eski ahır binasından dönüştürülerek yapılan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi görülmesi gereken kısımlardır.

      Galata

      · Dünyanın en büyük ve önemli müzeleri arasında yer alan Arkeoloji Müzesi; Kuzey Afrika ve Balkan eserlerinin bulunduğu ana bina, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Selçuklu dönemine uzanan çini ve seramik işçiliklerinin sergilendiği Çinili Köşk Müzesi olmak üzere 3 kısımdan oluşur. Başta İskender Lahdi olmak üzere bir milyondan fazla eser bulunmaktadır.

      · Bizans’ın Hristiyanlığı kabulünden sonraki ilk mabedi olma özelliğini taşıyan Aya İrini Kilisesi, Roma döneminden kalma Artemis ve Apollon tapınaklarının üzerine 4. yüzyılda inşa edilmiştir. İstanbul’un fethinden sonra uzun bir süre silah deposu olarak kullanılan yapı, günümüzde Topkapı Sarayı’nın bünyesinde yer almaktadır. Olağanüstü akustiği nedeniyle içinde birçok kültür ve sanat etkinliği gerçekleştirilmektedir.

      · Dünya tarihinin en önemli yapıları arasında bulunan Ayasofya Müzesi, 4. yüzyıldan kalan Hristiyan aleminin en kutsal kiliselerinden biri olmuştur. Günümüzdeki yapı, 6. yüzyılda Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından inşa edilen aslında Üçüncü Ayasofya olarak bilinir. Önceki iki yapı, çıkan isyanlar sonrası yakılıp yıkılmıştır. İstanbul’un fethinden sonra camiye dönüştürülen Ayasofya’nın duvarlarını kaplayan mozaikler, Fatih Sultan Mehmet’in hoşgörüsüyle tahrip edilmeden günümüzde kadar gelmeyi başarmıştır. 

      · 18. yüzyılda inşa edilen III. Ahmet Çeşmesi, Topkapı Sarayı ile Ayasofya arasında yer almaktadır. Türk rokoko mimarisine sahip eser, ahşap çatısı ve çiçek rölyefleriyle en görkemli çeşmeler arasında bulunmaktadır. Her yüzünde birer çeşmesi olan yapının üzerinde Sultan III. Ahmet’e ait el yazıları görülmektedir.

      · Barok mimariye sahip Cağaloğlu Hamamı, İstanbul’un en büyük çifte hamamlarından biridir. 18. yüzyılda yapılmasına rağmen Osmanlı çizgisinden farklı bir yapısı olan hamam, I. Mahmut döneminde Ayasofya Külliyesi’ne gelir sağlamak amacıyla hizmet vermiştir. Günümüzde hamam yerine müze ve masaj merkezi olarak turistlerin yoğun ilgi gösterdiği yerlerin başında gelir.

      · İstanbul’un sembol yapılarından olan Sultanahmet Camii, 17. yüzyılda inşa edilen dünyanın sayılı 6 minareli camilerindendir. Yoğun şekilde Ayasofya’nın mimarisinden etkiler görülen ibadethanenin özellikle mihrabı ve minberi diğer camilere göre oldukça gösterişlidir. Mavi ağırlıklı renkli camlar ve çiniler nedeniyle turistler tarafından Mavi Cami olarak da anılır.

      · Sultanahmet Meydanı’nda yer alan Dikilitaş, İstanbul’un en eski tarihi yapılarındandır. Milattan önce 15. yüzyılda Mısır firavunu tarafından yaptırılan Dikilitaş, Roma döneminde İstanbul’a getirilmiştir. Granitten yapılan abide, Roma’nın Akdeniz’deki hakimiyetinin bir simgesi olarak taşınmıştır.

      · Yılanlı Sütun, üç yılanın birbirine sarıldığı Antik Yunan anıtıdır. Yunanlıların Pers ordusuna karşı kazandığı zaferi temsil eden sütun, 4. yüzyılda Bizans İmparatoru Konstantin tarafından İstanbul’a getirtilmiştir. Şehri sürüngenlere karşı koruduğuna inanılan yapıya ait yılanların iki kafası kayıpken, üçüncü kafa Arkeoloji Müzesi’nde korunmaktadır. 

      · Büyük Saray’ın kalıntıları üzerine inşa edilen Mozaik Müzesi, Antik dönemden kalan yüzlerce insan ve hayvan figürünü barındırır. Mitolojik ve günlük yaşamın tasvir edildiği mozaikler, dönemin insanlarının bakış açısını en güzel şekilde betimler.

      · Pargalı İbrahim Paşa Sarayı içerisinde yer alan Türk ve İslam Eserleri Müzesi, 33 binden fazla eserden oluşan geniş bir koleksiyona ev sahipliği yapar. Türk ve İslam kültürünün birlikte sergilendiği ilk müzelerden olan yapı, sultan sarayları dışında günümüze kadar gelebilmeyi başaran tek saraydır.

      · 16. yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılan Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, Kadırga yokuşunda tek minareli bir cami ve külliyeden oluşur. Dik bir arazi üzerinde inşa edilen külliye, ince işçiliği ve kullanılan malzeme kalitesiyle dikkat çeker.

      · Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak üzere 6. yüzyılda yapılan Yerebatan Sarnıcı, 336 sütun üzerine yerleştirilen tavanı ve 4 metrelik kalın duvarlarıyla büyüleyici bir atmosfere sahiptir. Devasa bir alan üzerine kurulan sarnıcın sadece bir kısmı ziyarete açıktır. Özel ışıklandırma ve klasik müzik eşliğinde eşsiz bir deneyim sunar.

      · Tarihi Sirkeci Garı, Kadıköy’de yer alan Haydarpaşa Garı ile beraber İstanbul’un iki ana istasyonundan biridir. II. Abdülhamit döneminde inşa edilen gar, Fransa’dan getirilen özel taşlar ile yapılmıştır. 1950’li yıllardan bu yana insanların buluşma noktası olan istasyon, meşhur Şark Ekspresi’nin önemli duraklarından biri olmuştur. 

      · Haliç’in kıyısında yer alan Valide Sultan Cami, III. Mehmet’in annesi Safiye Sultan adına yaptırılmıştır. Konumu ve turkuaz renkli çinileriyle görkemli bir görünüme sahiptir. Tam 66 yıl ve 8 padişah değişikliği süresince tamamlanan ibadethane, Yeni Cami adıyla da anılır.

      · Tarihi yarımada üzerindeki en önemli çarşılardan olan Mahmutpaşa; Rüstempaşa Medresesi, Büyük Yeni Hanı, Büyük Valide Han ve yüzlerce dükkanla örülü sokaklarıyla günümüzde de önemli alışveriş noktalarından biridir. 

      · 15. yüzyılda inşa edilen Kapalıçarşı, 4 binden fazla dükkana ev sahipliği yapar. Dünyanın en önemli alışveriş merkezlerinden olan çarşı, 15 kubbeden oluşur. Meslek gruplarına göre bölümlere ayrılan pazarda baharattan bitki çaylarına, kuyumculardan el zanaatlarına kadar birçok ürün bulunabilir.

      · Yeni Cami’nin yanında yer alan Mısır Çarşısı, Kapalıçarşı’nın ardından tarihi yarımadanın en önemli alışveriş noktalarından biridir. Ağırlıklı olarak baharat çeşitlerinin yer aldığı pazarda, hediyelik eşya ve kıyafet gibi ürünler de yer alır.

      · 16. yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılan Rüstem Paşa Cami, İznik ve Kütahya’dan getirilen çinilerle bölgenin en gösterişli camilerinden biridir. Sultanahmet, Süleymaniye ve Yeni Cami’den küçük olmasına rağmen içindeki görsel şölen nedeniyle pek çok defa yabancı dergiler tarafından Avrupa’nın en güzel tarihi camisi seçilmiştir.

      · Bizans döneminde eski kent merkezi olan Beyazıt Meydanı, Sultanahmet Meydanı’nın ardından tarihi olguyu yaşatan ikinci alandır. Yangın gözetlemek amacıyla yapılan kule, orijinalliğini koruyan en eski saray camisi ve içerisinde İbrahim Müteferrika’nın bir büstünün bulunduğu Sahaflar Çarşısı ile turistlerin popüler noktalarından biridir.

      · Önemli hat sanatı üstatlarının eserlerinin toplandığı Türk Hat Sanatları Müzesi, Beyazıt Camisi’nin medrese binasında hizmet vermektedir. Sergi alanında ayrıca 19. yüzyılda getirilen Kabe kapısı örtüsü ve Hz. Muhammed’in kabrinden alınmış bir şişe toprak bulunmaktadır.

      · İstanbul’un ünlü yedi tepesinden birinin üzerine kurulu olan Süleymaniye Cami, Mimar Sinan’ın en önemli eserleri arasında yer almaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle inşa edilen külliye, Ayasofya’nın ihtişamıyla yarışacak bir yapı ihtiyacıyla doğmuştur. Caminin yanı sıra içerisinde medrese, hastane, kütüphane, hamam ve çarşı bulunmaktadır. Tüm devlet imkanlarının seferber edildiği yapı, en ince detayına kadar kusursuz bir düzene sahiptir. 

      · Kanuni Sultan Süleyman’ın genç yaşta ölen oğlu Mehmed adına yaptırılan Şehzade Mehmet Camisi, Mimar Sinan’ın çıraklık eseri olarak tasvir ettiği külliyedir. Yarım kubbeli mimarisi ve farklı planıyla Sultanahmet Camisi’ne örnek teşkil etmiştir.

      · Bizans döneminde temelleri atılan Yedikule Zindanları, ilk olarak sadece önemli misafirlerin görkemli bir şekilde karşılanması amacıyla yapıldı. Sadece Altın Kapı’dan oluşan giriş takı, ilerleyen yıllarda gözlem kuleleri ile kale görünümüne kavuştu. İstanbul’un fethi ile Bizans hakimiyetinden çıkan surların sayısı, Fatih Sultan Mehmet’in birkaç tane daha eklemesiyle yediye ulaştı. İsmini buradan alan Yedikule Zindanları, Osmanlı döneminde garnizon ve hapishane olarak kullanılmaya başlandı. Günümüzde zindanlar açık hava müzesi olarak hizmet vermektedir.

      Boğaziçi Köprüsü

      · İstanbul’un meşhur yedi tepesinden biri üzerine konuşlanan Fatih Cami, Fatih Sultan Mehmet’in kendi adını taşıyan ve Tarihi Yarımada’da yer alan en önemli üç yapıdan sonuncusudur. Barok mimariye sahip cami, 18. yüzyılda yaşanan depremde büyük ölçüde yıkılmış ve Sultan III. Mustafa döneminde büyük çapta onarım görmüştür. 6. yüzyılda inşa edilen Havariyyun Kilisesi’nin kalıntıları üzerine yapılan Fatih külliyesi içerisinde; medrese, darüşşifa, konukevi, aşevi, kütüphane ve hamam yer almaktadır.

      · Eski şehrin sınırları dışında kalan Kariye Müzesi, 6. yüzyılda yapılmıştır. Bizans döneminde Chora Kilisesi olarak inşa edilen yapı, İstanbul’un fethi sonrası camiye dönüştürülmüştür. Dışarıdan oldukça sade bir görünüme sahip olan müze binasının, gösterişli bir iç tasarımı bulunmaktadır. 500 yıldan fazla bir süre cami olarak hizmet veren ibadethane, son olarak 1948 yılında müze haline getirilmiştir.

      · İslam aleminin en önemli yapılarından biri olan Eyüp Sultan Cami, İstanbul’un fethi sonrası Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Uzun bir süre külliye olarak hizmet veren yapı, 19. yüzyılda ek binalar yıkılarak günümüzdeki haline kavuşmuştur. Adını Hz. Muhammed’in sahabelerinden Ebu Eyyûb el-Ensari’den alan cami, uzun yıllar Osmanlı padişahları tarafından taht törenleri ve savaş hazırlıkları gibi önemli olayların yapıldığı yer olarak kullanılmıştır. Ayrıca Ebu Eyyûb el-Ensari’nin türbesinde kutsal olarak kabul edilen bir pınar ve çınar ağacı yer almaktadır.

      · Haliç’i baştan başa gören bir konumda yer alan Pierre Loti Tepesi, adını Fransız ünlü yazar Julien Viaud (gerçek adıyla Pierre Loti)’den alır. Teleferik ile ulaşımın sağlandığı tepe, eşsiz manzarası ve ünlü çay bahçesiyle turistlerin en popüler mekanlarının başında gelir.

      · Bizans döneminde inşa edilen Kalenderhane Cami, İstanbul’un fethi sonrası Kalenderi dervişlerinin toplanma yeri olarak kullanıldı. Tipik Ortodoks Kilisesi mimarisine sahip yapı, ilk olarak Roma hamamı olarak yapılmıştı. Bizans hakimiyeti altındaki yıllarda kiliseye dönüştürülen sade yapının giriş salonundaki freskler ve mermerler estetik bir görünüm kazandırmaktadır.

      · Orta Çağ’da Yıldız Dağları’ndan gelen suları şehir merkezinde bulunan Yerebatan Sarnıcı gibi su depolarına ileten Bozdoğan Kemeri, dönemin en önemli yapıları arasında yer almaktadır. Sistemin inşaatına İmparator Hadrianus döneminde başlanmasına rağmen ancak Valens döneminde bitirildi. Yüzyıllar içerisinde yüzlerce kez yenilenen su kemerleri, 19. yüzyıla kadar şehre su taşımaya devam etmiştir.

      · Barok mimariye sahip Ahrida Sinagogu, İstanbul’un en eski Yahudi ibadethanelerinden biridir. Makedonya’nın Ohri kasabasından göç eden yerleşimcilerin kurduğu sinagog, renkli mimarisi ve gösterişli kaplamalarıyla en zarif ibadethanelerden biri olarak kabul edilir. Önceden randevu alınarak ziyaret edilebilen yapı, Sebataycılar tarafından halen kullanılmaktadır.

      · İstanbul’un ünlü yedi tepesinden birinin üzerine konuşlanan Yavuz Sultan Selim Cami, 16. yüzyılda inşa edilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde eklenen medrese ve imarethane ile külliye hüviyetine bürünmüştür. Cami ayrıca, görkemli mimarisiyle göz kamaştıran Yavuz Sultan Selim Türbesi’ne de ev sahipliği yapar.

      · Nuruosmaniye Cami, İstanbul’un yedi tepesinden biri üzerine kurulan ilk barok mimariye sahip camidir. 18. yüzyılda inşa edilen yapı, bu açıdan Osmanlı mimarisinde dönüm noktası olmuştur. III. Osman döneminde tamamlanan cami, ‘Nur-u Osmani’ (Osmanlı’nın Nuru) adıyla anılır. Caminin yanı sıra Barok mimariye sahip medrese, türbe, çeşme, imarethane ve kütüphane de görülmeye değer kısımlarıdır.

      · Edirnekapı’da yer alan Mihrimah Sultan Cami, İstanbul’un yedi tepesinden birinin üzerine konuşlanmıştır. 16. yüzyılda Kanuni’nin emriyle Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Külliye hüviyetindeki yapı, 37 metre yüksekliğindeki kubbesi ve tek minaresiyle dikkat çeker.

      · İstanbul’un yedi tepesinden sonuncusu üzerine kurulan Haseki Hürrem Cami, 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan adına yapılmıştır. Tek minareli caminin külliyesinde medrese, hastane, mektep ve aşevi de bulunmaktadır. Tek kubbeli olmasına karşın 17. yüzyılda ikinci bir kubbe daha eklenerek günümüzdeki halini almıştır.

      · Hırka-i Şerif Cami, Hz. Muhammed’in Veysel Karani’ye hediye ettiği hırkanın saklandığı camidir. Sultan Abdülmecit zamanında yaptırılan cami, klasik Osmanlı mimarisinden uzak ve Avrupai çizgilere sahiptir. Gerek kutsal emanetler gerekse farklı görünümüyle İstanbul’un saklı kalmış güzellikleri arasında yer alır.

      · Tekfur Sarayı, Bizans döneminde inşa edilen meşhur Blaherne Sarayı’nın ayakta kalan tek kısmıdır. İstanbul’un fethi sonrası yalnızlığa terkedilen yapı, 17. yüzyılda hayvanat bahçesi olarak kullanılırken, 19. yüzyılda ise cam ürünleri imalathanesine dönüştürülmüştür. Bazı hikayelere göre, dünyaca ünlü Kaşıkçı Elması’nın bu sarayın çöplüğünde bulunduğu kabul edilir.

      · Tarihi Yarımada ve Beyoğlu platolarını birbirinden ayıran Haliç, İstanbul için her daim büyük önem taşımıştır. Bir dönem yaydığı kokular nedeniyle edindiği kötü imajından kurtulan ‘Altın Boynuz’, günümüzde Miniatürk ve Rahmi Koç gibi müzelere de ev sahipliği yapar.

      · Miniatürk, Türkiye’nin farklı noktalarından 120’den fazla yapının küçük ölçekli maketlerinin bulunduğu açık hava müzesidir. Selçuklu ve Mimar Sinan’ın yapıtlarının ağırlıkta olduğu eserler, orijinallerine birebir bağlı kalınarak küçültülmüştür. Eşsiz bir deneyim sunan sergi alanında modern dönemin sembol yapıları da bulunmaktadır.

      · Rahmi Koç Müzesi, ünlü iş adamının kişisel koleksiyonunu içeren müzedir. Başta klasik otomobiller ve sanayi makineleri olmak üzere birçok parçanın sergilendiği müzede birer adet denizaltı ve uçak da yer almaktadır.

      · İstanbul’un en eski ve sembol yollarından biri olan İstiklal Caddesi, uzun bir dönem boyunca farklı kültür ve insanların bir arada yaşayabildiği yer olmuştur. Renkli ortamı ve tarihi binalarıyla turistlerin en popüler rotalarından olan İstiklal, çoğu fotoğraf karesinde yer alan nostaljik tramvayı ile tanınır. 

      · İstiklal Caddesi’nin girişinde yer alan Taksim Meydanı’nda Cumhuriyet Anıtı ve Atatürk Kültür Merkezi gibi önemli yapılar bulunmaktadır. Etrafı parklarla çevrili meydan, günümüzde de halen birçok insan tarafından buluşma noktası olarak kullanılmaktadır.

      · Anadolu Yakası ve Avrupa Yakası’nı birbirinden ayıran Boğaziçi, Ortaköy’den Anadolu Hisarı’na şehrin en lüks ve en güzel yerlerini bünyesinde barındırır. Eminönü veya Kadıköy’den kalkan boğaz turlarıyla baştan başa dolaşma imkanı vardır.

      · 19. yüzyılda Abdülmecit döneminde inşa edilen Dolmabahçe Sarayı, Barok mimariye sahiptir. Osmanlı Devleti’nin son yıllarına tanıklık eden saray, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Mustafa Kemal Atatürk tarafından kullanılmaya devam edilmiştir. Günümüzde müze olarak hizmet veren Dolmabahçe, yaşattığı görsel şölenin yanı sıra Atatürk’ün vefat ettiği yer olmasından ötürü büyük bir manevi değer taşımaktadır. 

      · Beşiktaş’taki Yıldız Parkı’nın sırtlarında yer alan Yıldız Sarayı, 18. yüzyılda inşa edilmiştir. II. Abdülhamit döneminde ana saray olarak kullanılan yapının, saat kulesi ve camisi görülmeye değer diğer kısımlarıdır.

      · Abdülmecid döneminde yaptırılan Ortaköy Cami, köprünün hemen altında ve boğazın kıyısında eşsiz bir konuma sahiptir. Neo Barok tarzında inşa edilen ibadethane, gerek işçilik gerekse manzarası açısından birçok fotoğraf karesine konuk olmuştur.

      · Ünlü mimar Nigoğos Balyan’ın bir başka eseri olan Çırağan Sarayı’nın 19. yüzyılda Abdülmecid döneminde başlayan inşası Sultan Abdülaziz zamanında tamamlanmıştır. Dünyanın dört bir tarafından getirilen nadide parçalarla süslenen saray, günümüzde otel olarak kullanılırken ayrıca önemli etkinliklere de ev sahipliği yapmaktadır.

      · Kuruçeşme açıklarında yer alan Suada, Galatasaray Spor Kulübü’nün özel mülküdür. Uzun yıllar kürek ve sutopu şubelerine hizmet veren ada, 2006 yılı itibariyle restoran ve gece kulübü olarak kullanılmaktadır.

      · Boğaziçi’nin en şık semtlerinden olan Bebek, yürüyüş parkurları, kafeleri ve eğlence mekanlarıyla son yılların en popüler mekanları arasında yer alır. Şehrin içinde yer almasına karşın keşmekeşten uzak farklı havasıyla nefes almak isteyenlerin sevdiği noktalardandır.

      · Sarıyer’de yer alan Emirgan Korusu, İstanbul Boğazı’nın kıyısından iç kısımlara doğru uzanan devasa bir alan üzerine yayılmıştır. İçerisinde Sarı, Pembe ve Beyaz olmak üzere üç köşk bulunan koruda özellikle bahar aylarında, laleler büyüleyici bir güzelliğe bürünür.

      · Emirgan’da Atlı Köşk’te hizmet veren Sakıp Sabancı Müzesi, Osmanlı hat sanatına ait eserler başta olmak üzere Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalma arkeolojik kalıntılara da ev sahipliği yapar.

      · Belgrad Ormanı’nın Sarıyer sırtlarında yer alan Atatürk Arboretumu, İstanbul’un en nadide yeşil alanlarının başında gelir. Piknik ve yeme-içmenin yasak olduğu botanik bahçesinde sadece ufak göller, yemyeşil ağaçlar ve rengarenk çiçekler bulunmaktadır. Göllerde yüzen ördekler ve ağaçlardaki minik kuş yuvaları ile bambaşka bir deneyim sunmaktadır. İstanbul’un gerçek anlamda ‘saklı bahçe’si olan bu orman, özellikle kalabalıktan haz etmeyen kişiler için mükemmel bir alternatiftir.

      · 15. yüzyılda inşa edilen Rumeli Hisarı, İstanbul’un fethinden önce Fatih Sultan Mehmet tarafından boğazdan gelecek tehlikelere karşı yapılmıştır. Dünyanın en büyük burçlarından birine sahip olan kalenin eşsiz bir boğaz manzarası bulunmaktadır. Günümüzde konser ve festivalin düzenlendiği hisarın üst kısmında Boğaziçi Üniversitesi yer almaktadır.

      · Rumeli Hisarı’nın tam karşısında kalan Anadolu Kavağı, boğazın tam girişinde yer alan eski bir sahil kasabasıdır. Balıkçı restoranlarıyla ünlü mahallenin en önemli tarihi figürü ise Cenevizliler tarafından inşa edilen Yoros Kalesi’dir. 

      · Yıldırım Beyazıt döneminde inşa edilen Anadolu Hisarı, Göksu Nehri kıyısında yer alır. İstanbul’un fethi sırasında büyük önem taşıyan hisar, günümüzde sakin yaşantısı ve restoranlarıyla öne çıkmaktadır. İstanbul’un en eski yalılarından olan Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı’nın yanı sıra Küçüksu Kasrı da gezilebilecek diğer yerler arasında yer alır.

      · 19. yüzyılda inşa edilen Adile Sultan Sarayı, uzun bir süre Kandilli Kız Lisesi olarak hizmet verdikten sonra 1986 yılındaki büyük yangında ağır zarar görmüştür. Daha sonra Sabancı ailesi tarafından restorasyonu tamamlanan saray, boğazın en önemli yalıları arasında bulunmaktadır.

      · Asırlık çınarları ve çay bahçeleriyle öne çıkan Çengelköy, ünlü börekçisiyle beraber boğaza nazır kahvaltı yapmak isteyenler için mükemmel bir noktadır. Geçmişte sebze ve meyve yetiştirilen semtin günümüzde halen salatalığı çok meşhurdur. 

      · Sultan Abdülaziz tarafından inşa ettirilen Beylerbeyi Sarayı, 19. yüzyılda, bölgede yer alan eski bir ahşap sarayın üzerine yapılmıştır. Yazlık saray olarak kullanılan yapının, boğaz kenarında kalan bahçesinde bulunan kafede çay keyfi yapabilirsiniz.

      · Üsküdar’ın Paşalimanı semtinde bulunan Fethi Paşa Korusu, şehrin göbeğinde gizli kalmış güzelliklerdendir. İçindeki sosyal tesislerde oturabilir, yemyeşil yollarında güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz.

      · Üsküdar Meydanı’nda yer alan III. Ahmet Çeşmesi, Topkapı Sarayı’nın yakınlarındaki çeşmeyle aynı adı taşımaktadır. Aynı padişah tarafından yaptırılan çeşme, Sultanahmet’teki versiyonuyla benzer mimariye sahip olmasına karşın ufak farklılıklar taşır. 

      · Meydandan Harem’e kadar uzanan Salacak, çay bahçeleri ve sahildeki yürüyüş yoluyla ünlüdür. Kız Kulesi’nin karşısında güneşin batışını izleyebileceğiniz Anadolu yakasının popüler noktalarından biridir.

      İstanbul Panorama

      · İstanbul’un sembollerinden biri olan Kız Kulesi, uzun bir süre deniz feneri olarak kullanıldıktan sonra restorana dönüştürülmüştür. Milattan önce yapıldığı düşünülen kule, boğazın hemen çıkışında yer alan bir ada üzerine kurulmuştur. Üsküdar’da Bizans döneminden kalan tek eser olan yapının, geçmişi hakkında çeşitli rivayetler bulunur. Bir kahinden kızını yılan sokacağını öğrenen kral, bu adanın üzerine bir kule yaptırır. Burada yaşamaya başlayan prenses, şans o’dur ki, kendisine hediye gönderilen bir meyve sepetine saklanan yılan tarafından sokularak ölür. 

      · 16. yüzyılda inşaatı tamamlanan Aziz Mahmut Hüdayi Efendi Cami, ilerleyen yıllarda imaret, kütüphane, çeşme, türbe ve kuyunun da yapılmasıyla külliye haline gelmiştir. Türbenin bahçesinde bulunan kuyunun kutsal olduğuna inanılır. Acı bir tada sahip suyun zemzem suyunun bir kolu olduğu rivayet edilir.

      · İstanbul’un en yüksek noktası olan Büyük Çamlıca Tepesi, Adalar’dan Karadeniz’e kadar geniş bir manzaraya sahiptir. Zirve noktasına yakın bir yerde bulunan çay bahçesi de huzurlu bir ortam sunar. 

      · Mihrimah Sultan Cami, Kanuni döneminde Mimar Sinan tarafından Mihrimah Sultan adına yapılan camidir. Rivayete göre Mimar Sinan, Mihrimah Sultan’a aşıktır ancak Kanuni kızını Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa’ya verir. İçindeki aşkını eserlerine yansıtan Mimar Sinan, güneş ve ay anlamına gelen Mihrimah Sultan adına iki cami yapar. İki camiyi aynı anda gören bir noktadan bakıldığında; Edirnekapı’da bulunan caminin minaresinin ardından güneş batarken, Üsküdar’daki caminin ardında ise ay doğar. 

      · II. Abdülhamit döneminde inşa edilen Haydarpaşa Garı, İstanbul’un iki ana garından biridir. Anadolu’dan gelen trenlerin bu yakadaki son durağı olan Haydarpaşa, önüne inşa edilen mendirek sayesinde uzun yıllar önemli bir liman görevi de üstlenmiştir. Barok mimariye sahip istasyon binası, Kadıköy’ün sembol yapılarından biridir.

      · Kadıköy’ün en çok bilinen simgelerinden Boğa Heykeli, 1860 yılında Fransız heykeltraş Isidore Bonheure tarafından yapılmıştır. Almanya’nın hakimiyeti altındaki Alsace bölgesini ele geçiren Fransızlar, Almanlar’ı kızgın bir boğaya benzeterek heykelin yapılmasına karar verirler. Daha sonra tekrar Almanya tarafından işgal edilen bölgede el değiştiren heykel, Almanya ve Osmanlı arasındaki dostluğun sembolü olarak İstanbul’a yollanır. İlk olarak Yıldız Sarayı’na getirilen Boğa Heykeli, sırasıyla Gezi Parkı ve Kadıköy Belediyesi’nin önüne taşındıktan sonra günümüzdeki yeri olan Altıyol’a yerleştirilir.

      · Bahariye Caddesi üzerinde yer alan Süreyya Opera Binası, 1924 yılında Süreyya İlmen tarafından yaptırılmıştır. Uzun yıllar boyunca sinema salonu olarak hizmet veren bina, etkileyici mimarisiyle dikkat çeker. 

      · Süreyya Opera Binası’nın yakınlarında yer alan el sanatlarının satıldığı küçük dükkanlarla süslü Sanatçılar Sokağı ve farklı tarzda birçok ikinci el ürünün satıldığı Antikacılar Sokağı, civardaki gezilebilecek diğer yerlerdir.

      · Kadıköy’ün sahil kesiminde yer alan meşhur Moda Sahili ve Yoğurtçu Parkı, deniz havası eşliğinde yürüyüş yapılacak kesimleridir. Özellikle sahil şeridinde yer alan çay bahçeleri, adalar manzarası ile huzurlu bir ortam sunar.

      · Yoğurtçu Parkı’ndan sonra sahilde devam eden şeritte sırasıyla Kalamış, Fenerbahçe ve Caddebostan gelmektedir. Sahil şeridinin iç paralelinde ise meşhur Bağdat Caddesi yer alır. Yüzlerce mağaza, restoran ve publarla dolu olan cadde, Kadıköy’ün en şık ve lüks kesimini oluşturur.

      · İstanbul’un arka bahçesi Adalar, Anadolu Yakası’nın Marmara Denizi açıklarında yer alan takımadalardır. Anakaradan sadece yarım saat uzaklıktaki Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada, büyükşehrin kaosundan uzak sakin ve huzurlu ortamıyla ziyaretçilere keyifli bir deneyim vaadeder. Sokaklarda dolaşan faytonları, eski Rum evleri ve yemyeşil ağaçlarıyla tam anlamıyla kafanızı dinleyebileceğiniz bir ortam sunar.

      İSTANBUL’DA NE YENİR?

      Köklü bir tarihe sahip olan İstanbul’da yerel bir yemek kültürü olduğunu söyleyemeyiz. Osmanlı sarayına ait bazı lezzetler belirli noktalarda varlığını korumaya çalışmasına karşın Türkiye’nin farklı noktalarından gelen tatların toplandığı bir metropol halini almıştır. Anadolu’nun dışında dünya mutfaklarının en nadide örneklerini de bulabileceğiniz şehri özel yapan, tüm lezzetlerin bir arada bulunmasıdır.

      Son yıllarda Güneydoğu Anadolu’nun meşhur kebapçıları ile fast-food dükkanlarının sarmaladığı şehir, boğaz kenarındaki lüks restoranlarla geniş bir yelpaze sunar. Anadolu’da yer alan tüm markaların birer şubesini İstanbul’da bulabilirsiniz.

      Tarihi yarımadada meşhur Sultanahmet Köftesi'nden tadabilir, Galata Köprüsü ve civarında balık keyfi yapabilir veya boğazdaki lokantalarda enfes bir manzara eşliğinde akşam yemeği yiyebilirsiniz. Ayrıca Kanlıca'nın meşhur yoğurdunun tadına bakabilir ve Vefa semtinde enfes bozayı deneyimleyebilirsiniz.

      İSTANBUL’DA GECE HAYATI

      Sayısız aktiviteye ev sahipliği yapan İstanbul’da, gece hayatı belirli noktalarda yoğunlaşmıştır. Avrupa Yakası’nda Karaköy, Beşiktaş, Ortaköy, Bebek, Nişantaşı ve Taksim’de toplanırken, Anadolu Yakası’nda ise Kadıköy ile Bağdat Caddesi’ne odaklanılır.

      Her bütçeye uygun eğlenceye imkan sağlayan İstanbul, haftanın her günü canlılığını korur. Boğaz kenarında Reina ve Suada gibi gece kulüplerinin yanı sıra Karaköy’deki şık mekanlar, son yıllarda göz doldurmaktadır. Beşiktaş ve Taksim’de ise daha çok gençlere hitap eden yerler bulunmaktadır.

      Uzun yıllardır Anadolu Yakası’nın kalbinin attığı Kadıköy’de gerek barlar sokağı gerekse çevresinde yer alan mekanlar her daim eğlenceli anlara tanıklık eder.

      Barlar, publar ve gece kulüplerinin yanı sıra haftanın farklı günlerinde konserler veren veya canlı müzik yapan mekanlara da rastlamak mümkündür. 

      İSTANBUL’A NE ZAMAN GİTMELİ?

      Her mevsim turistler için bir cazibe merkezi olmayı başaran İstanbul, özellikle ilkbahar döneminde yeni açan çiçeklerle farklı bir güzelliğe bürünür. Karadeniz ve Akdeniz iklimlerinin beraber yaşandığı şehirde, kış aylarında her yer beyaza bürünürken, yaz aylarında kavurucu sıcaklar yaşanabilir. Sıcakların veya yağışın rahatsız etmeyeceği en ideal zaman dilimi ilkbahar aylarıdır. Alternatif olarak Eylül ile Ekim ayları da turistlerin yoğun ilgi gösterdiği aylardır.

      İSTANBUL’UN FESTİVALLERİ

      · Uluslararası Dans Festivali – Nisan

      · İstanbul Film Festivali – Nisan

      · Uluslararası Kukla Festivali – Mayıs

      · Müzik Festivali – Mayıs

      · Uluslararası İstanbul Opera Festivali – Haziran

      · Alışveriş Festivali – Haziran

      · İstanbul Caz Festivali – Temmuz

      · Sahaf Festivali – Eylül

      · Tasarım Bienali – Ekim

      · Suç ve Ceza Film Festivali – Kasım

      • Aydın

        uygunfiyat ucuz uçak bileti

        Didim, Kuşadası gibi tatil cennetleriyle Ege’nin en güzel yerlerinden biri olan Aydın antik kentleri ve doğa harikası mekanlarıyla kesinlikle görülmesi gereken yerler listesinin başında geliyor!

      • Van

        uygunfiyat ucuz uçak bileti

        Tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan ‘Kaleler Şehri’ Van; geçmişten günümüze kadar dayanan kiliseleri, kümbetleri ve doğal güzellikleri ile her köşesinde başka bir yeri keşfedebilirsiniz!

      • Adıyaman

        uygunfiyat ucuz uçak bileti

        Adıyaman tarihi dokusu, doğal güzellikleri ve eşsiz mutfağıyla yerli ve yabancı turistler tarafından büyük ilgi görüyor.

      • Çanakkale

        uygunfiyat ucuz uçak bileti

        Şehitliği, antik kentleri ve eşsiz doğası ile Çanakkale her dönem yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmaya devam ediyor.

      • Malatya

        uygunfiyat ucuz uçak bileti

        Kral Yolu ve İpek Yolu’nun üstünde yer alan Malatya, Anadolu’dan pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır.

      • Sakarya

        uygunfiyat ucuz uçak bileti

        Sakarya, Marmara Bölgesi’nde önemli turizm merkezlerindendir.